ANKET

Sitemizde En Çok Hangisinin İncelemesini Görmek İstersiniz ?

Dizüstü Bilgisayar - 16 ( 28.07 % )

Ekran Kartı - 10 ( 17.54 % )

RAM - 1 ( 1.75 % )

Intel NUC Mini Bilgisayar - 1 ( 1.75 % )

USB Bellek - 2 ( 3.51 % )

Sadece SSD Yeterli ! - 27 ( 47.37 % )

TÜM ANKETLER

TOPLAM REY : 57

SON TWEETLER

 

Tavsan-veKaplumbaga

 

En nihâyetinde A’dan Z’ye SSD Rehberimizin saf mâlûmat ağırlıklı kısımlarını bitirdik. Şimdi ise SSD tercîhinden evvel bilmemiz gereken ve bilgisayar kullanıcılarının en merâk duydukları konuya giriş yapıyoruz: SSD’lerde Performansı Doğru İdrâk Etme.

 

 

Bilgisayarlarını katı hâl diskleri ile güncellemek isteyen Türkiyeli kullanıcıların ekserîsi maalesef bu deneyimi hiç tecrübe etmemiş olanlardan müteşekkildir. Bunda hem SSD’lerin ülkemiz pazarına ecnebîlerinkine nazâran geç girmesi hem de ( Enpedi hâriç ) bugüne değin tüm internet neşriyâtında katı hâl diskleri nâmına teferruatlı ve intizamli bir SSD Rehberinin bulunmayışının müessiriyeti büyüktür.

 

 

SSD satın almak istediğimiz vakit karşımıza bir yığın yabancı terim çıkıveriyor ve hâliyle kafalarımız karışıyor. Perâkendeciler cihetinden tıpkı compact fotoğraf makinelerde yapıldığı gibi ‘ Megapixel’i ne kadar büyükse makine o kadar iyi çekiyor ‘ anlayışının bir benzerinin burada bizlere pompalanması da mâlûm. Çünkü ortada açık bir hakîkat vardır, o da şudur ki, Türkiyeli perâkendeciler de ne sattıklarını aslında tam olarak bilmiyor. Son kullanıcı arkadaşlarımız da bir heyecanla aldığı diski evine getiriyor ve sistemine takıyorlar. Ertesinde benchmark testleri filân derken, ‘ Acabâ doğru tercih mi yaptım ? ‘ suâlleri belirmeye başlıyor zihinlerde. Ve tabii diski elden çıkarırken satabilmek adına girilen fazla zarar da son kullanıcımızı bu işten soğutmaya  sebeb olabiliyor.

 

 

Şunu ifâde etmek isteriz ki; hâlihazırda raflarda onlarca muhtelif SSD vardır. Çünkü her kullanıcının ihtiyaçları farklıdır. Kimisi evindeki mütevâzi bilgisayarını biraz daha hızlandırmak ve işlerini yaparken zamandan tasarruf etmek isterken, kimisi taşınabilir bilgisayarının hem ağırlığı azaltmak hem de pil ömrünü uzatmak için, bir diğeri ise sunucu tarlaları kurmak ve sâhibi olduğu devâsa internet sitesini her dâim zinde tutmak için katı hâl diski almak isteyebilir. Bu makâlemizi kaleme almamızın sebebi de işte bu suâle doğru cevab bulabilmenize yardımcı olmayı ummamızdır. Yoksa bir ton parası olup da ‘ En hızlısı benim olsun ‘ diyerek çuvallar ile dükkâna dalanlar için değil :)

 

 

NOT: Konumuz biraz çetrefilli. Biz de yazımızı, bütünde birleşme usûlüne uygun şekilde üç kısımdan yola çıkarak kaleme aldık. İş bu sebeble, makâlemizin ancak tamâmını okuduktan sonra konu hakkında umûmî bir kanaâte varabileceğinizi hatırlatmak isteriz.

 

 

 

 

 

 

Katı Hâl Disklerinde Sıralı ve Rastgele Erişim:

 

 

 

Elimizde biri SATA III, diğeri de SATA II arayüzlerine sâhib iki katı hâl diski olduğunu farzedelim ve performans tablolarına kısaca göz atalım:

 

 

Sirali-Rastgele-Performans

 

 

Sitemiz ziyâretçilerinin ekserîsini normâl kullanıcılar teşkil ettiği için vereceğimiz misâlleri de ona uygun şekilde seçerek konuya bir îzâh getireceğiz. Yukarıdaki tabloda müşâhede ettiğiniz iki farklı katı hâl diski bulunmakta ve bunlar bir benchmark testinde geçirilmiş. Aldıkları puanlar da hâli ile farklı. Bir donanım perâkendecisine gittik ve bu iki katı hâl diskini yan yana inceliyoruz. Fiyatlarını sorduğumuzda birinci SSD’nin 500, ikincisininkini ise 400 lira olduğu söyleniyor. Mâlûmumuz birinci SSD daha pahalı, çünkü testden aldığı bir takım puanlar daha yüksek. Gözlerimiz hemen ona odaklanıyor ve oradaki vazîfeli elemana birinci SSD’yi almak istediğimizi dile getiriyoruz. Ücreti ödüyoruz ve diski satın alıyoruz.

 

 

Buraya kadar herşey yolunda mı ?

 

 

Maalesef değil.

 

Çünkü yanlış bir tercih yaptık ve aslında daha yavaş olan bir SSD’yi pahalıya almış olduk. Çünkü biz normâl bir ev kullanıcısıyız. Benchmark testlerinde hangi değerin neyi ifâde ettiğini bilmeden durumu yorumlama yoluna gitmemiz de bu işteki hatâmız oldu.

 

Hâlbuki tıpkı HDD’lerde olduğu gibi katı hâl disklerinde de Sıralı ( Sequential ) ve Rastgele ( Random ) performans mefhumları vardır. Biri veriye sıralı şekilde erişirken diğeri rastgele erişimi ifâde eder. Hepsinin kendi sahasına göre ağırlık sahaları olmakla berâber normâl bir ev kullanıcısının temel ihtiyaçlarının ekserîsi Rastgele erişim üzerine kurulu yazılımlardan geçmektedir. Durumu daha iyi idrâk edebilmek için şimdi konuyu biraz daha açalım:

 

 

Hemen hepimiz işletim sistemi ayağında Windows’u tercih etmekteyiz, fakat, belli sebeblerden ötürü onun çalışma yapısından bîhaberiz. SSD tercihinde isâbet etmek istiyor isek bu konuda da bir miktar mâlûmat sâhibi olmamız lâzım gelmektedir. Buyrunuz:

 

 

 

Bize her ne kadar tek bir parça şeklinde görünsede, Windows işletim sistemi aslında DLL ( Dynamic Link Library – Dinamik Link Kütübhânesi ) adı verilen ve Microsoft’un binlerce küçük dosyayı belli yazılım kâideleri ile bir arada tutarak vücûda getirdiği çok parçalı bir yapıdır. Bu kütübhânede .ocz, .exe ve .src gibi uzatılara sâhib muhtelif dosyalar da yer alsada, işin temelinde .dll dosyaları bulunmaktadır ve bu sebeble mevzû bahis dosyaların umûmu da DLL şeklinde isimlendirilir.

 

DLL-SayfasiKodlar, veriler, sınıflar ve okunabilir kaynaklar ihtivâ etmeleri yönünden Exe dosyaları ile aslında aynı yapıya sâhiblik eden DLL dosyaları birkaç hususda onlardan ayrılırlar. Exe dosyaları bir başlagıç noktasına sâhibtirler, yâni kendi başlarına çalışabilirlerken DLL dosyalarının böyle bir kâbiliyeti yoktur. Sâdece uygun bir program tarafından çağırılmak sûretiyle çalışabilirler. Kaldı ki DLL dosyaları muhtevâlarında programlama dilleri ile ilgili kaynakları da barındırdıkları için bir uygulama hangi programlama dili ile yazılırsa yazılsın bu .dll kütübhânelerine muhtaçdır.

 

Yâni, gelecekde yazılım dünyâsında neler değişir bilinmez, fakat günümüzde kullandığımız yazılımların temeli işte bu kütübhanelerden müteşekkildir. İşletim sistemleri, uygulamalar ve sürücüler bu kütübhâneyi müşterek bir şekilde kullanırlar. Çünkü ortada dünyâmızın kâhir ekserîyetinin kabûl etmiş olduğu bir işletim sistemi vardır ve sonradan yazılan hemen hemen tüm yazılımlar da ona uyarlanarak vücûda getirilmiştir / getirilmektedir. Aksi hâlde her uygulama ve yazılım kendi ihtiyaç duyduğu veri ve kodları da berâberinde getirse idi, en ufağından birkaç MB’lik bir yazılımın boyutu toplamda yüzlerce MB’ye ulaşabilirdi.

 

Tüm bu zikrettiklerimizin konumuza taâllûk eden kısmına gelir isek, bahsettiğimiz bu .dll dosyaları umûmen 4-8KB arası boyutlardadır. Küçüğünden en büyüğüne kadar tüm uygulamaların yolu .dll kütübhânesinden geçmektedir. Bunu şöyle misâllendirelim ki, bir uygulamayı çalıştırmak için onun kısayoluna tıkladığımızda uygulama düzgünce çalışabilmek için arka plânda irili ufaklı yüzlerce .dll dosyasını çağırır. Yazılım kâideleri gereği hedef uygulama içerisine rastgele dağılmış durumda olan bu dosyaların bulunup işlenmesi de hâli ile rastgele, yâni 4K olarak ifâde ettiğimiz bir okuma ya da yazma işlemi gerektirir ve bilgisayar ile etkileşime girildiği her vakit de bu olay tekrarlanır.

 

 

 

 

Ortalık biraz karıştı gibi..

 

Tamam, hemen toparlayalım:

 

Buradan anlamamız gereken husus da şudur ki, işletim sistemi başta olmak üzere yazılım ve uygulamaların kâhir ekseriyeti 4K temeline binâ edilmiştir ve bir ev kullanıcısı internetde gezinir, video izler, ofis yazılımları kullanır, muhtelif programlar üzerinde çalışır. Buna oyunlar da dâhildir. Farkedebileceğimiz üzere bunların tümü umûmen bir kez kurulan fakat yüzlerce kez açılan / çalıştırılan yazılımlardır. Yâni bu zikrettiğimiz yazılımlar kurulurken diske bir kez yazılır, fakat defâlarca kez okunur.

 

Yukarıda zikredilen uygulamaların ekserîsi veriye sıralı değil, Rastgele bir şekilde erişim sağlayan programlardır. Yâni, 4K olarak ifâde edilen Rastgele erişimdeki muvaffakiyet nisbeti, bir SSD’nin performansı hakkında kanaât getirmedeki öncelik olmalıdır. Çünkü az önce de ifâde ettiğimiz gibi, kendisi farkında olmasa dâhi normâl bir kullanıcının işi umûmen 4K temelli yazılım ve uygulamalar üzerinedir.

 

 

Sirali-ve-Rastgele-Erisim-SSDLabsNet

 

 

Benchmark testlerinde sunduğu yüksek sıralı hızların müessiriyeti altında kalınarak satın alınan katı hâl diskleri bu sıralı hızları ancak verî kopyalama ve yazmada göstermektedir. Ve bu da ancak birbirine yakın hızlara sâhib iki farklı SSD’de arasında vukû bulabilecek bir hâdisedir. Yâni bir SSD’den sâbit diske ya da USB belleğe veri aktarırken ” Bu alet neden bu kadar yavaş kopyalıyor ? ” şeklinde yanılmayalım. Bu, tavşan ve kaplumbağa misâline benzemektedir.

 

Makâlemizin başında dile getirdiğimiz ” ..tıpkı compact fotoğraf makinelerde yapıldığı gibi ‘ Megapixel’i ne kadar büyükse makine o kadar iyi çekiyor ‘ anlayışının bir benzerinin bu sahada da kullanıcılara pompalanmasıdır..  ”  ifâdesini şimdi daha iyi anlayabildiğinizi düşünmekteyim. Çünkü hepimizin mâlûmudur ki bâzı SSD üreticilerinin tutuşturduğu bu alevi yine bâzı perâkendeciler de körüklemektedir. Bu nâhoş durumun önüne geçebilmek de son kullanıcıların katı hâl diskleri hakkında temel mâlûmatlara sâhib olmasıyla mümkün gözükmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

2- IOPS ( Input / Output per Second )

 

 

Sâniye başına gerçekleşen Girdi / Çıktı işlemi şeklinde tercüme edebileceğimiz IOPS, sâdece katı hâl disklerinin değil, tüm depolama cihazlarının performans değerini ifâde eden kıstaslardan bir tânesidir. IOPS sayısı ne kadar yüksek ise cihazın sunabildiği performans da o kadar yüksek olacaktır. Sâbit disklerin SSD’ler karşısında en çok ezildiği noktayı teşkil eden IOPS mefhûmu, katı hâl disklerinde 2008 senesine kadar her yıl belli miktarda artış göstermekte iken, Intel’in pazara sunduğu X-25M ve E serîleri ile büyük bir sıçrama yapmışdı. Biraz ertesinde pazara yeni yeni dâhil olan SandForce firmasının geliştirdiği muhtelif algritmalar netîcesinde son kullanıcı sınıfı katı hâl disklerinde daha yüksek IOPS sayısına ulaşılabilmiş ve artık yüksek miktardaki değerler tüketiciler için de umûmîleşmiştir.

 

 

Çalışma esnâsında hâsıl olan bu Girdi / Çıktı işlemlerini şöyle misâllendirebiliriz: İşletim sisteminizin masaüstünde bir bir ses dosyasının kısayolunun üstüne fâre imleci ile geldiğinizde gözüken ( zikrettiğimiz rakamlar misâlendir ) balon için 1 iops gerekmektedir. Aynı kısayolunu açmak için çift tıkladığınızda harekete geçen .exe dosyası ve ertesinde arka plânda çağırılan onlarca .dll dosyası 10 iops’a tekâbül etmektedir. Bunun yanında tek sekmeli internet tarayıcısı 20 iops, bir anti-virus yazılımı 30 – 40 iops, bir video – ses düzenleme yazılımı ise takrîben 50 – 150+ iops’a karşılık gelmektedir.

 

 

İşte kuvvetli işlemci ve RAM’ler ile donatılan HDD’li sistemlerin çoklu işlemler esnâsında dar boğazlara takılmalarının sebebi IOPS kifâyetsizliğidir. Diğer donanımlar her ne kadar hızlı olsalarda, sâbit diskin arkasından gitmek durumunda kaldıkları için ortaya böyle bir vaziyet çıkmaktadır. Meselâ, sistemlerinde HDD üzerinden video / ses dosyalarını işleyen, yâni Rendering alan kullanıcıların çektiği sıkıntıları gelin bir de onlara sorun :) Çünkü günümüz teknolojisi îtibâri ile en hızlı sâbit disk ancak 400 IOPS sunabilmektedir. Aşağıda teferruatlı tabloyu görmektesiniz:

 

 

 

SSD-ve-HDD-IOPS-SSDLabsNet

 

 

 

IOPS konusunda da tüketicilerin dikkâtli olmaları gereken bir mevzû vardır ki, o da mâlûmunuz bâzı firmaların bu konuda da rakamlar üzerinden yanıltmaya başvurmalarıdır. Durumu bir misâl ile îzâh edecek olur isek, bundan takrîben iki sene evvel bir firma tarafından satışa sunulan bir katı hâl diskinin 4K IOPS değeri âzamî 95.000 iken firma, ürünün reklâm afişlerinde IOPS miktârının 120.000 olduğunu belirtmekte idi. Fakat firmanın resmî internet sitesinden ilgili ürünün teknik özelliklerine baktığımızda 120.000 değerinin bir tablo altında ufak yazılarla 512 Byte sahasında sunulduğunu yazmaktaydılar. Türkiyeli’leri bırakalım, dünyâ kullanıcılarının ekserîsine zâten yabancı olan bu terimler ve rakamların yerlerini değiştirmek maksadı ile tüketiciyi yanıltma yoluna gitmek nasıl bir uslûbdür bilmiyoruz. Normâl bir ev kullanıcısının bilgisayarında kullandığı yazılım ve uygulamaların kaç tânesi 512 Byte yapısı üzerinde yazılmıştır veyâhut bu dosya boyutuna sâhib uygulamalar yazılım havuzunun yüde kaçına tekâbül etmektedir ki bu firma ürün tanıtımlarında bu değeri ön plâna çıkarmaktadır ?..

 

Velhâsıl kelâm, IOPS konusunda dikkât etmemiz gereken husus da yine 4K Okuma ve Yazma IOPS değerlerini baz almamız gerektiğidir. Çünkü daha evvel de belirttiğimiz gibi normâl bir tüketicinin kullandığı yazılım ve uygulamalar ekseriyetle 4K dosya yapısına göre hazırlanmıştır.

 

Aşağıdaki videoda bir SSD ve sâbit diskin BootUp ve 25 adet uygulamayı aynı anda çalıştırma performansları karşılaştırılmakta. 4Ghz hızında çalışan dört çekirdekli bir işlemci ve 8GB DDR3 RAM’den müteşekkil sistem üzerinde dâhi HDD’lerin sistemin umûmunda sebeb olduğu darboğazı müşâhede edebilirsiniz:

 

 

 

 

IOPS konusu buraya kadar. Şimdi üçüncü unsura geçelim.

 

 

 

 

 

 

 

3- Erişim Süresi ( Access Time )

 

 

 

Sâbit disklerin SSD’ler karşısında ezildiği ikinci husus da erişim süresidir. Depolama cihazının belli bir yerinde depolanmış olan veriye ulaşırken harcanan müddeti ifâde eden erişim süresini SSD’ler ve sâbit disk üzerinde, otoyolda gitmekte olan bir yarış arabası ve kağnı misâline benzetebiliriz. Zikrettiğimiz misâl sizi şaşırtmasın, çünkü makasın arası o kadar açıktır. Kendi sahasında fiziğin sınırlarına çoktan dayanmış olan dönen plâkaların en hızlısı ancak 2 ms ( mili sâniye )’ye kadar inebilirken, elektrik sinyâlleri vâsıtası ile iletişim hâlindeki NAND yongaları ve kontrolcü arasında bu süre 0.1 ms hattında umûmîleşmiştir. RAM tabanlı donanımlar ile desteklenen katı hâl sürücülerinde bu müddet 10 µs ( mikro sâniye ) ve aşağı rakamlara çekilebilmektedir. Kaldı ki tüketici HDD’lerinde erişim süresi en iyi durumda 8 ms civârında seyretmektedir.

 

Bir son kullanıcı için 0.1 ms erişim süresi fazlasıyla kâfîdir. Hâli ile bu sürelerin altındaki değerleri gözler ile müşâhede etmesinin mümkünâtı yoktur. Velâkin iş müessesevî uygulamalar ve husûsen de sunucu noktasına geldiğinde ibre artık µs’lere dönmek isteyecektir. Çünkü yüzlerce, belki de binlerce bilgisayarın hedef dosyaya aynı anda erişmeye çalıştığını varsayarsak, sistemin hepsine en kısa sürede ve doğru bir şekilde cevab verebimesi ancak düşük erişim süreleri ile mümkün kılınabilmektedir.

 

Erişim süresi hakkında bu kadar mâlûmat ile iktifâ edelim ve bir suâl eşliğinde konumuzun nihâî kısmına gelelim:

 

 

 

 

 

 

 

Buraya Kadar Tamam, Peki HDD’den SSD’ye Geçmeye Değer mi ?

 

 

Hâlihazırda yukarıdaki görsellerden SSD ve HDD arasındaki farkları müşâhede ettiniz. Zihnimizdeki tablonun daha da netleşmesi adına kendi sahalarında kaliteli kabûl edilen birkaç sâbit diskin performans değerlerini SSD’ler ile karşılaştırarak rakamlar üzerinden görelim:

 

 

 

 

 

Samsung 840 Pro 128GB – Katı Hâl Diski

Samsung-840-Pro-128GB-CrystalDiskMark

 

 

 

 

 

Crucial M500 240GB – Katı Hâl Diski

Crucial-M500-240GB-CrystalDiskMark

 

 

 

 

 

Plextor M5P 256GB – Katı Hâl Diski

Plextor-M5P-256GB-CrystalDiskMark

 

 

 

 

 

Western Digital SE 4TB 7.200 RPM – HDD

WD Se 4TB - 7200 RPM

 

 

 

 

Western Digital Black 2TB 7.200 RPM – HDD

WD Black 2TB -  7200 RPM

 

 

 

 

 

Seagate Barracuda 2TB 7.200 RPM – HDDSeagate Barracuda 2TB - 7200RPM

 

 

 

 

 

Western Digital Scorpio Black 750GB 7.200 RPM 2.5” – HDDWD Scorpio Black 750GB - 7200 RPM

 

 

 

 

Western Digital Scorpio Blue 1TB 5.400 RPM 2.5” – HDDWD Scorpio Blue 1TB - 5400RPM

 

 

 

 

Seagate Momentus 750GB 5.400 RPM 2.5” – HDDSeagate Momentus - 750GB - 5400 RPM

 

 

 

 

Western Digital Veloci Raptor 600GB 10.000 RPM 4x RAID 0 – HDD

WD-VelociRaptor-600GB-4xRAID0-HDD

 

 

 

 

 

 

 

Rakamların Dilinden Son Tahlil: Yukarıda müşâhede edileceği üzere mukâyeselerimizde hem güncel hem de kullanıcıların hâlihazırda en çok tercih ettiği sâbit disk modellerine yer verdik. SSD kanadında da günümüz îtibâri ile albenisi fazla olan iki model listemizde. Katı hâl disklerinden Samsung 840 Pro 128GB’yi baz alıcak olur isek SSD birimi;

 

Masaüstü bilgisayarlarda tercih edilen Seagate Barracuda 2TB’den 4K rastgele yazmada 111 kat, okuma da ise 78 kat daha hızlı.

 

Taşınabilir bilgisayarlarda yüksek performanslı HDD çözümünü teşkil eden Western Digital Scorpio Black 750GB’den ise 4K rastgele yazmada 103 kat, okuma da ise 61 kat daha hızlı.

 

Tüketiciler için sâbit disklerin zirvesinden bir misâl verelim: Performansı ile son kullanıcılar îndinde en hızlı HDD olarak kabûl edilen Western Digital Veloci Raptor 600GB’nin 4 adedi ile kurulmuş RAID 0 düzeneğinden 4K rastgele yazmada 21 kat, okumada ise 45 kat daha hızlı.

 

Erişim süresi ve IOPS noktalarında SSD ve HDD’ler arasında mukâyese götürmeyeceğini bu makâlemizin evvelki kısımlarında fark ettiğinizi düşünmekteyiz. Fakat bunlar üzerine de bir misâl vermeden geçmeyelim:

 

Seagate firmasının müessesevî ( Enterprise ) sahadaki en hızlı sâbit diski olan Savvio serîlerinin dönüş hızı 15.000 RPM ve en düşük erişim süresi 2ms’dir. Sunabildiği âzamî IOPS sayısı da 400′ü geçmemektedir.

 

Samsung 840 Pro 128GB katı hâl diski mukâyesede rastgele 4K yazma IOPS’da 225 kat, okumada ise 242 kat daha hızlıdır. Bu durum erişim süresinde 26 kat olmak üzere Samsung 840 Pro 128GB lehinedir.

 

 

Şimdi kıssadan bir hisse çıkaralım ve bu kısmı da noktalayalım. SSD’lerde performansı doğru anlayabilmek adına bizim için kıstas teşkil edecek 4 unsur vardır:

 

 

Dört Unsur

 

1- Rastgele Erişim şeklinde ifâde ettiğimiz 4K değerleri

 

2- Rastgele 4K IOPS sayısı

 

3- Erişim Süresi

 

4- İşlerimiz ekseriyetle dosya kopyalama ve yazma üzerineyse de Sıralı Okuma ve Yazma değerleri

 

 

 

 

 

SSD’lerde Performansı Doğru Anlamak isimli makâlemiz buraya kadardı. Bir sonraki yazımız ise SSD Tercîhinde İsâbet olacaktır inşeAllah.

 

 

 

 

İKTİBASLAR:

 

 

  • Wikipedia
  • Enpedi ( Non Pasaran’a husûsî teşekkürlerimizi sunarız )

 


  • Pingback: Maria Smith()

  • Melih Karbuz

    hocam elinize dilinize sağlık anlatımınız çok güzel ve okurken keyif veriyor insana yazılarınızın devamını dilerim :)

  • denizkuslari

    Merhabalar burada gerçekten çok açıklayıcı ve tüketicilerin öğrenmesi gereken bilgilere yer verdiğiniz için teşekkür ederim. Size sormak istediğim birkaç soru olacak malum firmalar biraz kafamızı karıştırıyor firmanın birinde “IOMETER Maksimum 4k Okuma/Yazma” bilgisinden bahsetmiş ve IOPS değerlerini paylaşmışlar ardından da “Rastgele 4k Okuma/Yazma” IOPS değerlerini paylaşmışlar IOMETER deki değerler daha yüksek ne anlama geldiği tam olarak anlayamadım. Diğer bir sorum ise başka bir firmada “Rastgele Okuma/Yazma (4 KB, QD32)” bölümünde yüksek IOPS değerleri var “Rastgele Okuma/Yazma (4 KB, QD1)” bölümünde ise düşük IOPS değerleri bulunmakta bu durumdan dolayı biraz kafam karıştı biz hangi değerleri göz önünde bulundurarak tercih yapmalıyız ayrıca “QD1” ve “QD32” ne anlama geliyor bir açıklama getirirseniz sevinirim şimdiden teşekkür ederim.

  • usermm1

    Soruda hata var. Bir ssd 4K da 40mb/s değeri verirse IOPS:10000 olur. Diğer ssd için IOPS:8750 olur.

  • Fatih Menteşe

    Merhaba,
    gayet güzel ve anlaşılır anlatımınız var. Öncelikle zaman ayırıp bu kadar bilgiyi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederiz. İşin teknik kısmını bırakıp memleketin uzun yıllar hastalığı olan Arapça veya Farsça kökenli kelimelere karşı zihinlerdeki anlamsız nefreti analiz etmek ve içimi dökmek için yazdığımı belirtmek isterim.

    Burada işin teknik kısmını bin yıllık kültürle çok güzel yoğurup yaptığınız bu anlatıma saygı duyacak ve vay be adam ne güzel anlatmış diyecek yerde Atatürkün de Nutuk ta bolca kullandığı kelimelere ve bu kelimeler üzerinden milletlere nefret ve kin kusmanın nasıl bir zihin bulanıklığı olduğunu anlamak mümkün değil.

    Burada hiçbir milleti yermek veya övmek için yazmıyorum. Sadece birazcık Atatürkün Nutuk unu veya Oktay Sinanoğlunun kitaplarını okursanız buradaki zırvalamalarınıza siz de bir anlam veremeyeceksiniz. Kaldı ki o çok sevdiğiniz ve YALADIĞINIZ batı 1. Dünya Savaşında bizi hançerleyen o ülkeleri de örgütleyen ve yıllardır da güzelim ülkemizi bölmek parçalamak için terör örgütlerine yardım ve yataklık eden batıdır.

    İşin ironik yanı Türkçemiz temiz berrak olsun yabancı gekilemlerden arınsın da demiyorsunuz. Siz sadece İngilizce kelimeler daha hoş diyor diyorsunuz. Doğulu milletlere olan nefretiniz İngilizlerin yaptıklarını size daha sevimli gösteriyor yada algı yönetimi görünen o ki az okuyan ülkemizde çok işe yarıyor galiba. Siz değilmisiniz her seferinde SEVR in ihanet olduğunu ve bunu imzalayanların vatan haini olduğunu söyleyen. Sevr in İngiliz icadı olduğu bilmemek… Yada işine gelmemek…

    Neyse buram buram Oktay Sinanoğlu kokan bu yazının yazarını saygıyla selamlıyorum. İnşallah (bu kelimeye takılmayın yerine bişey koyamazsınız) Türk Milletinin yeni yetme gençleri biraz olsun Oktay Sinanoğlunun kitaplarını ve Atatürk ün Nutuk unu ve Mehmet Akif in hayatını ve eserlerini okurlar da kendilerine gelirler.
    Yoksa gidişat vahim. Batı biraz daha kültürel soykırım yapar ve zihinleri bulandırırsa Sevr de yapamadıklarını zihinlerde yapacak ve sonrasında da Sevri tekrar servis edecektir.
    Sağlıcakla kalın vesselam…

  • Fatih Menteşe

    Merhaba

  • Cenk Özakıncı

    Merhaba. Yeni aldığım Samsung Evo 750 ve 850 HDD kullanıyorum. Benchmark sonuçları bazen yavaş bazen ise normal hız sonuçları verdiği için anakartı değiştirdim. Fakat yeni anakartta diskler daha da yavaşladı. Sata3 6gbs’den bağlılar. Bilgisayardaki işlemci haricinde her şeyi yeniden aldım ama disk hızları değişmedi. Bazen hızlı bazen yavaşlardı şimdi yavaşlar. Yardımcı olabilir misiniz?

    Asus Sabertooth x79 lga2011
    Intel 6 core 3930k
    64gm ram
    Quadro 4000

  • Barışçıl

    Kontrolcünün Türkçesi denetleyicidir.

  • Phantomx Vector

    Değerli arkadaşlar,
    anlatımınızı çok değerli buldum, teşekkür ederim. Diğer taraftan kullandığınız lisan (arapça) konusunda her kelimenin Türkçe karşılığı olduğunu hatırlatmak isterim. Yani Türkçe’ye Fransızca veyahut İngilizce kelimeler karıştırılmış cümle kurulumundan farklı olmamış. Türkçe sanırım sizin ulaşamadığınız, dolayısıyla bilemediğiniz kadar eski kökenlere sahiptir, Arapça ve farsçadan çok daha eskidir. Tarih ve arkeoloji konularına girmek yersizdir. Hiç değilse Gılgamış Destanından (Sümer Gılgamış isimli kişi) dünya literatürlerinde bilinir. Gılgamış: Kıl Kamış ( en sert koşullarda bile eğilen ama kırılmayan – “rüzgarı dinleyen” yani bilgileri karşılayan, bilgelik kazanmaya çalışan anlamındadır) Gılgamış Türktür. Arap kökenleri bölgeye Sümerleri dağıtan Babilliler ile gelmiştir. Prototürkçe, latin lisanları dahil bir çok Batı lisanlarının atasıdır. Tüm bunlar, dünya literatüründe tescillidir. Ama Türkçe araştırırsanız ne yazık ki pek fazla veriye ulaşamazsınız. Araplardan öğrenecek bir şeyler olacağını hiç zannetmiyorum. Başta İngilizler olmak üzere, bin yılı aşkın süredir, Batı dünyasının bölgemizdeki halkları cahilleştirmek için gösterdikleri çaba, hile ve baskılara boyun eğip bu tür istekleri yerine getiren yöneticiler ve öğretmenlerinize kızmalısınız! Atatürk, Türk Dil Kurumu gibi hayata geçirdiği bir çok unsur ile elinden geldiği kadar gereğinin temellerini atmıştır. “Bir Türk dünyaya bedel” söyleminin temelleri çok derindir. Tabi anlayana… Has Türkleri Azerbaycan’dan Çin seddine kadar bulabilir siniz. Günümüzde ne yazık ki Anadolu’da durum biraz daha farklı. Bu arada “Osmanlıca” sadece Osmanlılar tarafından kullanılmış uyduruk, zayıf ve yetim bir lisandır. Sadece resmi makamlar tarafından kullanılmıştır. “Selamünaleyküm” ın aslı “(evenu)Shalom Aleyhem” dir, İbranicedir ve “barış bizimle olsun” anlamındadır.
    Saygılarımla.

  • Isa Emre

    Oncelikle faydali anlatiminiz ve dili güzel kullaniminiz icin Teşekkürler. Üstad SanDisk plus (ultra değil) ve Kingston v300 120gb modelleri arasinda kaldim ikiside 140 tl civarı. Maliyet olarak üstüne cikamam ikisi arasinda hangisini tercih etmemi tavsiye edersiniz. .. SanDisk plusin bencmarkini bulamadim hiçbir yerde. V300e de herkes kötü şeyler söylemiş ama yinede o fiyata iyi gibi. Sandiak plus almak risk midir elde veri olmadığı için Kingston mu almaliyim?

  • Enes Yaman

    Merhabalar ;
    Öncelikle böyle güzel bir makale hazırladığınız için emekleriniz için teşekkür ederim.
    Geçen hafta almış olduğum Samsung 850 Evo 250GB Ssd’i pc’i me taktım.Pc özelliklerini yazmak gerekirse ;
    İ5 3570K
    Asus P8Z77-V
    Corsair Vengeance 8gb ram(1600 mhz)
    Zotac Gtx670

    Aldığım test sonuçlarına bakalım ;

    http://i.hizliresim.com/ZQkN80.png

    http://i.hizliresim.com/VXapkq.png

    http://i.hizliresim.com/o83Qbo.png

    Ssd’i nin vermesi gereken hız’dan düşük sonuçlar ortaya çıkmış ve bu sorunun neyden kaynaklandığını anlayamadım.Yardımcı olabilir misiniz?
    Şimdiden teşekkür ederim:)

  • Merhabalar Çağrı,

    Teveccühünüz, daha güzellerini hazırlamak nasib olur inşeAllah.

    Selâmlar ile :)

  • Çağrı Yağmur

    Merhaba ;

    Yazınız gerçekten çok açıklayıcı olmuş Bayağı birşey öğrendim, teşekkür ederim.
    Ayrıca Türkçeyi de gayet düzgün kullanıyorsunuz , tebrik ederim.

    Saygılarımla;

  • Merhabalar Ahmet,

    Estağfirullah, teveccühünüz. Güzel bakan güzel görür denilir.

    Geç geri dönüşüm için beni bağışlayınız. İnşeAllah bundan böyle daha sık içerik girmeye çalışacağım. Merak ettiğiniz hususî konular olursa lütfen bize sormakta rahat olasınız.

    Bu arada, Ramazan bayramınızı kutlar, size ve ailenize afiyet ve bereketli günler dilerim :)

    Selâmlar ile.

  • Merhabalar Vefa,

    Geç geri dönüşüm için kusuruma bakmayınız umarım.

    Sıralı okuma ve yazma karşımıza bâzen günlük kullanımın yarısını teşkîl eder şekilde, bâzen de sadece bir klasörden diğerine ( ya da sürücüden sürücüye ) dosya kopyalar ve yazarken karşımıza çıkar. Şöyle ki:

    Dosya kopyalar yazarken kontrolcü, en büyük parçacıklar üzerinden işlem yapmaya çalışır. Yâni bunlarda 2MB, 4MB ve 8MB gibi dosyalardır. Evet, misâl 10GB’lik tek bir dosyayı ( iso gibi ) başka bir yere aktarırırz. Fakat işin derinine inildiğinde mezkûr dosya parçalar hâlinde taşınmaktadır.

    Sıralı okuma yazmanın karşımıza en çok çıktığı ikinci senaryo da 128KB’lik parçacıklar üzerindedir. Günlük kullandığımız yazılımlar, uygulamalar ve ve hattâ işletim sistemleri rastgele dosya türleri arasında 4KB, sıralılar arasında da en çok 128KB parçacıklar üzerinden çalışmaktadır.

    İşte biz de özellikle IOMeter testlerimizde bu her ikisine de yer vermekte ve okuyucularımızın kanaât sâhibi olmalarına yardımcı olmaktayız.

    Erişim süresi günümüzde en son baz alınması gereken kıstasdır. Çünkü pazardaki tüm diskler artık belli bir hız bariyerini aştıklarından erişim süreleri de belli bir raya oturmuş olup diskler arasında rekabet unsuru olmaktan çıkmıştır.

    Bu arada, Ramazan bayramınızı kutlar, size ve ailenize afiyet ve bereketli günler dilerim :)

    Selâmlar ile.

  • Ahmet Mücahit

    Dili kullanım şekliniz anlatımlarınız harika. İlk defa bir yazıyı okurken bu kadar keyif aldım, bu kadar detaylı anlaşılır akıcı sade bir teknoloji metini okumadım. Allah sizden razı olsun yazılarınızı büyük bir şevkle takip ediyorum.

  • Vefa Başat

    Peki erişim süresinin ve Sıralı okuma/yazmanın önemi nedir? Bu arada yukarıda bir hata yapmışım. 4K okuma deyip sıralı okumada ancak ulaşılabilicek olağanüstü değerler vermişim. :D Siz anlamışsınızdır ama ben yine de düzelttim.

  • Merhabalar Vefa,

    Normal bir ev kullanıcısı iseniz 500MB ve üzeri sıralı okuma / yazma hızlarından ziyâde 4K IOPS değerlerini öncelikle ele almanız daha isâbetli olacaktır.

    Bu durumda bahsetmiş olduğunuz ikinci SSD daha performanslı durmakta, fakat, eğer ki SandForce tabanlı değilse. SandForce kontrolcülerin çalışma esaslarını şu makâlemizde inceleyebilirsiniz:

    http://www.ssdlabs.net/makaleler/sandforce-kontrolculerin-calisma-esaslarina-yakindan-bakis/

    Selâmlar ile :)

  • Vefa Başat

    Bir sorum olacaktı: Bu verdiğiniz 4 unsurun öncelik sıralaması nasıl olmalı? Mesela 2 tane SSD’miz var birinin 4K okuma hızı: 535 mb/sn, 4K IOPS sayısı 70.000, diğerinin de 4K okuma: 520 mb/sn 4K IOPS: 85.000, hangisini tercih etmeliyiz?

  • Tabii, bu da bir kanaâttir.

    Mevzu bahis teknoloji olduğunda ilgili sahada keşfi gerçekleştiren milletlerin kelimeleri kullanmakta, onlara kendi lîsanımıza yer açmaktayız.

    Mesela SSD, İngilizce bir terim.
    Kontrolcü, bunu da hakezâ İngilizce’deki ‘ To Control ‘ fiilinden türetmişiz.
    NAND’a diyecek sözümüz yok tabii ki :)

    Biz de SSD Labs olarak teknolojik kelimelerin hakkını mümkün mertebe verme taraftarıyız.

    Misâl, 1960’lı senelerde Mısır’da o zamanlar milliyetçilik akımları güçlüyken oranın dil bilimcileri teknoloji menşeli kelimelere dâhi Arapça karşılık bulmaya çalışmışlar.

    Elektrik kelimesine ‘ kehribar ‘ , savaşlarda kullanılan tanka da yeri titreten, sallayan mânâsında ‘ dabbâbe ‘ demişler.

    Ama gelin görün ki bu yeni kelimeler halkta bir karşılık görmemiş. Çünkü küreselleşen dünyada bu terimler artık tüm insanlığın ortak malı hâline gelmiş.

    İşte bizim de tercih ettiğimiz Orta Doğu menşeli kelimeler de genelde cümle içindeki âhengi korumaya yarayan ve çoğumuzun kulağına pek yabancı gelmeyen seslerdir.

    Şunu da ifâde edeyim ki ister Avrupalı olsun ister Doğulu, bir kelime milletimiz tarafından kabul görmüş ve benimsenmiş ise bizim onu kullanmamız pek tabiî olmalıdır. Ki metinlerimizin çoğu zâten günümüz Türkçesi’nden müteşekkildir.

    Selâmlar ile.

  • melo

    teknolojinin bir tarihi olduğu gibi dilin de vardır bence. eğer gelişime ayak uyduramazsak geri kalırız, dil için de aynı şey geçerli, iletişim her iki tarafın da anlamasıyla gerçekleşir. ben türkçeye arapça/farsça katılmasını biraz sanatsal bulduğum için bunu tıpkı bir ressamın çizdiği soyut resme benzetiyorum ancak bunu sanattan anlayanlar dışında kimse anlamaz sanırım ki ben hiçbir soyut resmi bugüne kadar anlamamış biri olarak arapça ve farsça kelimeleri anlamakta zorlanıyorum. ben şahsen türkçenin arapça/farsça ile zenginleşeceğine avrupai dillerle zenginleşmesini tercih ederim, daha modern, daha yenilikçi, daha atatürkçü, daha ileri… :)

  • Merhabâlar Mehmet bey,

    Evvelâ geciken geri dönüşüm için özür diler, uslûbdeki nezâketiniz için husûsi teşekkürlerimi arz ederim.

    Haklsınız. Bugün dilimizde benimsemiş bulunduğumuz Arabça ve Farsça kökenli bir sürü kelime mevcuddur. Bunların kadim Türkçe karşılıklarının vâr olduğuna da inanmaktayım. Velâkin mevzû bahis öz Türkçe kelimeler günümüz îtibâriyle artık kadükleşmiştir ve Orta Asya’daki muhtelif Türk boylarında dâhi kullanılmamaktadır. Volkan’a cevâbımızdaki ‘ bunlar Türkçe’dir ‘ ibâresinden kastımız son bin seneden günümüze uzanan vetîredir.

    Bu güzel hatırlatmanız için çok teşekkür eder, değerli yorum, fikir, müsbet – menfî eleştirilerinizi her dâim görmek isteriz.

    Selâmlar ile :)

  • Mehmet Y.

    Anlatımınız için teşekkürler. Gerçekten çok faydalandım. Ancak kullanmış olduğunuz bazı kelimelerin Türkçede karşılıkları da bulunmakta. Ayrıca Volkan’ a vermiş olduğunuz cevapta bunların lisanımızdaki asılları olduğunu yazmışsınız. Şunu belirtmek isterim ki bazı kelimeleri benimsemiş olabiliriz ancak bunlar da zaten Arapça ve Farsça (yani Türkçe değil) kelimelerdir asılları değildir.

  • Teveccühünüz güzel kardeşim. İnşeAllah daha iyilerini hazırlamak nasîb olur.

    Estağfirullah, güzel gören gözler sizindir.

    Bizim kullandıklarımız ma’etteessüf kuşa çevrilmiş güzel lîsânımızdan geri kalan kırıntıların aklımızda kalanlarından ibârettir.

    Selâmlar ile.

  • Nurullah Güney

    üstadım konuyu çok iyi ve sade açıklamışsın . eline sağlık .ayrıca diline de hayran kaldım eski türkçeye bu kadar hakim olman gerçekten çok güzel . teşekkürler…

  • Merhabâlar Volkan,

    Evvelâ mesajınız için çok teşekkür ederim.
    Bunlar her ne kadar Arabça kökenli olsalarda esâsında milletimizin takrîben bin senedir kullanıp benimsediği ve Türkçeleştirdiği kelimelerdir.

    Çok değil, mâlûmunuz bundan otuz sene kadar evvel bunlar hep kullanılmaktaydı. Hele ki 1950’li yılların gazetelerini açıp baktığımızda daha ağırları ile karşılaşmamız pek tabiîdir.

    Bizim de bu kelimeleri tercih etmemizdeki gâye hem tenâfüre düşmemek, yâni yazım arasında aynı ya da birbirine çok benzeyen kelimeleri tekrar tekrar kullanarak cümlelerdeki âhengi kaçırmamak, hem de Avrupa menşeli kelimeler yerine güzel lîsânımızda zâten bulunan asıllarını kullanmadaki arzumuzdur. Bizde karşılığı olmayan teknik terimleri alalım, burada sıkıntı yoktur, çünkü teknolojinin kendisi beynel minel bir mefhumdur. Zât-ı âlinizi tenzih ederim, fakat günlük yaşantımızda da yabancı uyruklu kelimeleri kullanmak bizleri maalesef kelime fakiri bir millet hâline getirmektedir. Orta okul ve lîselerimiz bir kenara, üniversitelerimizde dâhi okuduğunu tam anlayamayan bir kısım gençlerimizin mevcûdiyeti bizleri üzmektedir.

    SSD’ler konusunda ise daha iyi çalışmalara imzâ atabilmeyi umuyoruz. Bu sahada merâk ettiğiniz hususları bize rahatlıkla sorabilirsiniz, doğru cevâbı size ulaştırmaktır hedefimiz :)

  • Volkan K.

    Anlatım şekli çok sade olmasına rağmen Arapça kökenli bu kadar çok kelime kullanılması anlamamı zorlaştırdı. SSD ile ilgili ufkumun 2 katına çıktığını itiraf etmeliyim.