ANKET

Sitemizde En Çok Hangisinin İncelemesini Görmek İstersiniz ?

Dizüstü Bilgisayar - 16 ( 28.07 % )

Ekran Kartı - 10 ( 17.54 % )

RAM - 1 ( 1.75 % )

Intel NUC Mini Bilgisayar - 1 ( 1.75 % )

USB Bellek - 2 ( 3.51 % )

Sadece SSD Yeterli ! - 27 ( 47.37 % )

TÜM ANKETLER

TOPLAM REY : 57

SON TWEETLER

SON YORUMLAR

 

Verileriniz-Ne-Kadar-Ehemmiyetli

 

 

Tıpkı sâbit disklerde olduğu gibi SSD’ler de elektronik yapıları gereği muhtelif sebeblerden ötürü bozulmaya müsâit cihazlardır. Her ne kadar muhtevâlarında hareketli mekanik parçalar bulundurmasalar da günümüzde katı hâl disklerinin arıza yapmalarının başında yazılımsal sıkıntılar gemektedir. Bunlar arasında da öne çıkan unsur, A’dan Z’ye SSD Rehberimizde uzun uzun değindiğimiz çetrefilli algoritmalar ile yoğurulmuş fakat bizlerin basit bir silikon yongadan ibâret gördüğü kontrolcüden bir başkası değildir. SSD’lerin ömrü denilince tüketicilerin aklına gelen ilk unsur olan NAND Flash belleklerin sunduğu yazma devir döngüsüdür ki aslında bu, mes’elenin cüzlerinden sadece biridir. Yâni katı hâl disklerinin ömrünü tek başına NAND yongalarının omuzlarında görmek, tercih arefesinde hatalı seçimlere götürecek isâbetsiz bir bakış açısıdır. Günümüz itibâriyle son kullanıcıların SSD’leri husûsunda  en muzdarib oldukları nokta da kontrolcülerinin bir anda çalışmayı durdurması ve SSD’nin artık bilgisayar tarafından görülememesidir. Kontrolcülerde zuhûr eden bu bozulma hâdiselerini şöyle sıralayabiliriz:

 

 

  • Kutudan ölü çıkma ( DOA – Dead on Arrive )
  • Çalışma esnasında âniden ölme
  • İşletim sistemini uyku / hazırda bekleme moduna alırken ya da ondan kaldırırken ölme
  • Elektrik kesintilerinde ölme

 

 

DOA, yâni kutudan ölü çıkma, SSD imalâtçılarının da farkında olmadığı bir durumdur. Üretim bandından çıkan her katı hâl diski imalâtçı firmanın elemanları tarafından son kontrol eleğine tâbi tutulur ve buradan geçebilen SSD’ler kutulanarak perakendecilerin yolunu tutar. Fakat bazı SSD’ler ya son elekten basitçe geçirildikleri ya da elek işleminden hemen sonra beklenmedik bir arıza çıkarmalarından ötürü hâliyle, henüz jelatinleri de üzerinde duran kutular bu şekilde evlerimize kadar gelmeyi başarır. Katı hâl diskini heyecanla bilgisayarına bağlayan kullanıcı ne yazık ki artık ölü bir SSD ile karşı karşıyadır.

 

 

 

Kırık-VeriÇalışma esnasında âniden ölme hâdisesi kullanıcıların en çok karşılaştığı durumdur. Kontrolcü ve NAND Flash bellekler arasındaki idârenin mühim bir ayağını teşkil eden Firmware yazılımlarını daha evvel işlemiştik. Her firmanın kaliteli firmware hazırlama imkân ve kabiliyetlerine hâiz olmadığı malûmdur. Ve bazı üreticiler SSD’nin sıralı okuma / yazma ve IOPS değerlerini yüksek tutmak ve kullanıcıları bu tür rakamlar ile cezbetmeyi ummalarından ötürü firmware’i belli sınırları zorlayacak şekilde yazarlar. Hatta kapasite cihetinden kazanmak için daha evvel işlemiş olduğumuz Over-Provisioning değerini de yine firmware vasıtasıyla düşük tutarlar. Tüm bu unsurların bir araya gelmesi ile SSD, umumî istikrarından bir miktar kaybeder ve olması gerekenden daha zayıf hâlde çalışmak durumunda kalır. Çalışma esnasında kontrolcünün yazılımsal yapısında zuhûr eden düzeltilemeyen bir hatâ sonrasında da SSD hayata gözlerini yummuş olur.

 

 

 

Uyku / Hazırda Bekleme: Özellikle de birinci nesil SandForce kontrolcülerinin bu hususdaki zaafiyetlerini duymayanımız sanırım azdır. Vaktiyle SATA II sınırlarını zorlayan ve son kullanıcıları yüksek IOPS ile tanıştıran SF-1200 serisi kontrolcülere hâiz SSD’leri taşıyan bilgisayarlarımızı uyku moduna aldığımızda herşey normaldi. Fakat uykudan kalkmayı bir türlü beceremiyorlardı. Yazı dizimizin ilgili kısmında da belirttiğimiz üzere firmware yazmak her firmanın harcı değildir. O vakitler de tamâmen yeni bir yapıyla gelen bu kontrolcüler için firmware’i de ancak SandForce’un kendisi yazabilmekteydi. SF-1200 serisi kontrolcü kullanan tüm üreticiler de SandForce’un dudakları arasından çıkacak olan ” Yeni Firmware Hazır ” sözlerine kilitlenirlerdi.

 

Velhasıl kelâm, firmware ile bağlantılı olan bu sıkıntı hem SandForce hem de diğer kontrolcü taşıyan SSD’lerde epey azalmıştır. Takriben bir seneden beri böyle vakıâlar ile karşılaşmadığımı ifâde edebilirim. Fakat tedbiri elden bırakmamak adına kararlılığı yüksek olan SSD’lere yönelmek bizce daha isâbetlidir.

 

 

 

EnerjiElektrik Kesintisinde Ölme: Bu hususdan, yazı dizimizin üçüncü makâlesini teşkil eden SSD Donanımlarına Yakından Bakış konusunda biraz bahsetmiştik. Özellikle de yazma işlemlerinin yürütüldüğü bir esnada bilgisayara gelen güç kesildiğinde kendine verilen emri yerine getirme gayretinde olan SSD bir anda ne olduğunu anlayamamakta ve bu da kontrolcü ölümlerine sebeb olabilmektedir. Ziyaretçilerimizin dikkatini çekmek isterim ki Olabilmektedir ifâdesini kullandım. Yâni ortada kat’i bir durum yoktur. Her elektrik kesintisinde kontrolcü ölecek mânâsı çıkarılmamalıdır. Bu sebebden bozulan SSD’lerin sayısını zorlasak %15‘u geçmez diyebiliriz. Fakat bazı kullanıcılar ve husûsen de müesseseler için bu yüzde onbeşlik ihtimâl dâhi endişe verecek bir nisbet olduğundan üretici firmalar da katı hâl disklerinin üzerine SuperCap dediğimiz kapasitörlerden dikmektedirler. Yâni, bu husûsa dikkat eden kullanıcıların SuperCap taşıyan SSD’lere yönelmeleri yine isâbetli olacaktır. Çünkü verinin değeri herkes için bir değildir.

 

 

 

Yukarıda görmüş olduğumuz katı hâl disklerinde bilinen umumî bozulma sebeblerini aklımızın bir köşesine, içine dâhil olduğumuz kullanıcı grubunu da diğer köşesine koyarak düşünmeye başlayalım ve kendimize soralım: Verilerim benim için ne kadar değerlidir ?

 

Farketmiş olacaksınız ki yazımızın bütününden çıkan netice veri muhafazası üzerinedir. Çünkü, sadece SSD’lerde değil tüm depolama cihazlarında esas olan performans değil, yüksek kararlılıktır. SATA III değil, PCIe arayüzünün hududlarını zorlayan fakat kararlılık husûsunda aklımızın bir kenarında devamlı soru işareti bırakan bir SSD ile ne kadar huzurlu olunabilir ?

 

Katı Hâl Diski Alırken Nelere Dikkat Etmeli isimli yazımızda belirtmiş olduğumuz dört farklı kullanıcı grubu arasından oyuncuları hâriç tutarsak diğerlerinin verileri mühimdir. Hele ki ofis kullanıcıları ve tasarımcılar için durum daha bir ehemmiyet arz etmektedir.

 

 

Çünkü bir SSD bozulduğunda:

 

  • İçindeki verilerin hepsi buhar olur, geri kurtarma imkânları HDD’lere kıyasla zordur ve Türkiye’de bunu îfâ ettiğini bildiğimiz biryer yoktur
  • Büyük vakit kaybına sebeb olur, çünkü o an bilgisayar durmuş olacak ve farklı girişim olmadıkça SSD’nin değişimi için geçen süre boyunca sistem atıl vaziyette kalacaktır
  • Türkiye şartlarında bir SSD’yi garantiden yenisi ile değiştirtmek umûmiyetle 15 günü bulmaktadır. Bu rakam 25’lere de uzayabilir.
  • Değişimden gelen SSD’ye sil başdan işletim sistemi, sürücüler ve yazılımları yüklemek kimi kullanıcılara pek zahmetli gelebilmektedir.
  • Tüm bunlara rağmen değişimden gelen yeni SSD’nin de bir süre sonra bozulma ihtimâli devâm etmektedir. Çünkü belli hatalar sâdece bir SSD’yi değil, onun aid olduğu tüm seriyi kapsayabilmektedir.

 

 

Listemiz epey kabarık. Umarım ürkütücü gelmemiştir. Fakat durum maalesef böyledir. Sorunlu olarak tâbir ettiğimiz bir SSD modelini 2 sene rahatça kullanabilenlere de, sağlam olduğunu zan ettiğimiz SSD’lerin bazılarının DOA çıktığına ya da ikinci haftaya eremeden bozulduğuna da şâhidiz. Burada, şu SSD tamamen sağlamdır diye bir ifâdeyi üreticilerin kendileri dâhi zikredemez. Fakat işin umûmuna bakarak bir kanaâte varabiliriz. O da şöyledir ki, satın almayı düşündüğümüz SSD’nin imalâtçısının daha evvelki ürünlerindeki umumî kaliteye bakabilir, hedef model hakkında kullanıcı yorumlarını okuyabilir, varsa mûteber testleri inceleyebilir ve mümkünse SSD husûsunda ihtisas sâhiblerine bu cihetde suâller yöneltebiliriz. Bu şekilde en istikrarlı SSD’ye ulaşma imkânımız mümkün mertebe artacaktır.

 

 

SSD-Manufacture-Uretim

 

Peki bu SSD’ler neden hâlâ böyle sorunlar çıkarabiliyor, diye merak ediyorsanız cevap basittir. Çünkü katı hâl diski üreticileri de bir geçiş dönemini yaşamaktadırlar. Bu vetire pek hızlıdır, fakat henüz inkişâf, yâni gelişme merhalesinde olmakla birlikte, devamlı yeni ve kaliteli mühendis arayışında olan üreticilerin hepsi bu konuda da kendi aralarında yarış hâlindedir. Fakat, en istikrarlı ve kararlı SSD’leri de müesseseler için tasarladıkları bir gerçektir. Çünkü kâr marjı tüketici sahada değil, enterprise çözümlerde yüksektir.

 

Tüketicilerin merak içerisinde olduğu bir diğer husus da satın almak istedikleri SSD’lerde kullanılan NAND Flash belleklerin ne kadar yazma ömrü sunduğudur. Her tüketici de bir olmadığından burada umumî bir yorumda bulunmak da zordur. A’dan Z’ye SSD Rehberimizde bu konuyu işlemişdik. Fakat burada da birkaç kelâm edelim. Ev kullanıcıları için 1.000 döngüye sâhip TLC tipi NAND’lar dahi kâfidir. Çünkü ev kullanıcıları işletim sistemi, yazılım ve uygulamaları bir kurar, ertesinde yüzlerce kez kullanırlar. Yâni işleri ekseriyetle okuma üzerinedir. 120GB kapasiteyle gelen böyle bir TLC katı hâl diskinin nazariyede sunduğu yazma ömrü 120TB’dir. Kaldı ki son kullanıcıların çoğu henüz bu rakamın çeyreğine ulaşamadan bilgisayarını değiştirir.

 

Aklınıza,  ‘ Peki MLC ve SLC tipi bellekler kime hitâb ediyor ? ‘ diye bir suâl gelirse buna cevabımız şöyledir: MLC NAND Flash bellekler işi umûmiyyetle yazma üzerine olan kullanıcılar içindir. SLC tipi yongalar ise müesseseler ve endüstriyel sistemler için vücûda getirilir. Çünkü hem pahalıdırlar hem de bir son kullanıcının elli senede eskitemeyeceği kadar yüksek yazma ömrü sunarlar. Şurası da bir gerçektir ki NAND imalâtçısı firmalar wafer’ların  en verimli bölümlerini SLC tipi NAND kullanımına saklarlar. Çünkü tıpkı RAM ve işlemcilerde olduğu gibi NAND wafer’larının da her köşesi aynı kaliteyi sunamazlar.

 

SSD’ler ile yeni tanışan kullanıcılarda zihin karışıklığına sebeb olan bir diğer unsur da üreticilerin kutu üzerine yazdığı ve yanında milyon saatli rakamların yer aldığı MTBF ibâresidir. Türkçe’ye çevirmek istediğimizde Hatalar Arası  Zaman Dilimi mânâsına gelen bu terim katı hâl diskinde kullanılan bileşenlerin arıza yapmadan ulaşabileceği azamî müddet sınırlarını ifâde etmede kullanılmaktadır. Bunu biraz daha açacak olursak, bir îmâlâtçı vücûda getirdiği SSD’de a marka kapasitör, b marka yonga ve c marka PCB kullanmış olsun. Bu firma mevzû bahis bileşenleri az bir müddetliğine mukâveme testine tâbii tutar ve ardından matematiksel bir hesablama ile bileşenin sunacağı tahmini ömrü tesbîte çalışır. Elde ettiği rakamı da MTBF ibâresiyle önümüze koyarlar.

 

Günümüzde normal bir sâbit disk için ön görülen MTBF değeri 300.000 saat iken bu rakamın SSD’lerde asgâri 1 milyon saat olduğunu malûmunuzdur. Peki firmalar Hatalar Arası Zaman Dilimi konusunda böyle iddiâlı beyanlarda bulunuyor iseler bu katı hâl diskleri neden durup dururken bozuluveriyor derseniz bunun cevabı da şöyle olacaktır: Çünkü MTBF işin tahmini cihetidir, tatbiki değil. Firmaların ürettikleri SSD’leri milyon saat müşâhede altında tutarak netice elde etmeleri zâten mantığa da terstir. Bilgisayar dünyasında keşfedilen her yeni teknolojinin vaad ettiği bir nazari değer vardır. Fakat gerçek kullanımda tüketiciler tarafından bu değerlere hiçbir zaman ulaşılamamaktadır. Tıpkı SATA III arayüzünün aslında 750MB/s sunması gerekirken 560MB hududlarına takılması gibidir. Velhasıl kelâm, bizce, tüketiciler için MTBF değeri bir kıstas niteliği taşımayıp, aksine kafa karışıklığına sebeb olan bir detaydır. Bu şâşâlı rakamların müessirinde kalarak SSD tercihinde bulunmak kullanıcıyı yine hedefden uzaklaştıracaktır.

 

 

Müesseseler bir şekilde ihtiyaçları olan kaliteli SSD’leri te’min edebilmekteler. Fakat tüketiciler burada nasıl bir yol izlemeli husûsunda birkaç kelâm edebiliriz.

 

 

Tüketici Sınıfı İstikrarlı SSD Alırken:

 

  • Katı hâl diskini almaya hazırlandığımız firmanın üretmiş olduğu o seride SSD’nin en fazla hangi yönünü ön plana çıkardığına
  • Seride kullanılan kontrolcünün kime aid olduğuna
  • Over-Provisioning değerinin yüksek olmasına
  • Firmanın firmware yazabilme kâbiliyeti olup olmadığına
  • Seride kullanılan NAND Flash belleklerin vaad ettiği döngü sayısına
  • Anî güç kesintilerinde veri muhafazası ihtivâ edip etmediğine

 

 

Lâkin,  bu sıraladıklarımızın tüm kullanıcılara ( husûsiyetle de oyunculara ) şâmil olmadığını tekrardan ifâde etmek isteriz. Tedbir mâhiyetindeki bu esaslar değerli veriler üzerinde çalışan tüketiciler içindir. Makâlemiz, ” Katı hâl diskim bozulsa gönderir garantiden yenisi ile değiştiririm, problem değil ” diyen kullanıcılara hitâb etmemektedir.

 

 

Makâlemizi Noktalarken..

 

 

” Kararlılığı iyi olmayan ve ne zaman bozulacağı belirsiz SSD’ler ile uğraşmak istemiyorum, devamlı işletim sistemi kurmaktan ve bozulan SSD’nin garanti işlerini tâkib etmekten yoruldum. Veri muhafazası benim için çok önemlidir, ben bu SSD ile iş yapacağım, ekmek kovalayacağım, azamî istikrâra ihtiyaç duyuyorum ”

 

İstikrarsız katı hâl disklerinden dili yanan bir kullanıcı düşüncelerini bu şekilde ifâde ediyor. Benzer duyguları taşıyan kullanıcıların dikkatine yukarıda zikredilen belli başlı kâideleri arz ederiz. Daha evvel de belirttiğimiz üzere bu makâlemiz tüm kullanıcıları kapsamamaktadır. Sâhibi olduğu kıymetli verilerin ehemmiyetini bilenler içindir.

 

Hızlısını alayım derken eldeki veriden olmamak lâzım.

 

Azamî mesâbede performans ve istikrar ancak enterprise sınıfı SSD’lerde bir arada bulunur.

Son olarak da, tüketici sınıfı için hem en hızlısı hem de en kararlısı diye bir SSD’nin henüz üretilmediğini belirtmek isteriz. SSD imalâtçısı firmalar hazırladıkları katı hâl disklerinin kutularına dâima performans değerlerini yazarlar, kararlık nisbetini değil. Çünkü kendilerinin bu hususda bir vaadleri yoktur, sattıkları malın bozulma ihtimâlinin kaç olduğunu takriben bilirler. Ya istikrârı yüksek SSD üretme kâbiliyetine sâhib değildirler ya da bu imkânlarını müessesevi, yâni enterprise saha için kullanırlar. Üçüncüsü yoktur.

 

İş bu sebeble katı hâl diski alırken veri muhafazasını önde tutan kullanıcılar için tavsiye edebileceğimiz hususlardan birincisi, maddi imkânları fazlasına el vermiyorsa, yukarıda zikredilen kâideleri göz önünde bulundurarak bir tercihde bulunmasıdır. İkincisi de, imkânları müsaitse enterprise SSD’lere yönelmesidir.

 

Müesseselere tavsiyemiz ise işlerini ancak 7/24 çalışmaya müsait ve sahasında mûteber enterprise çözümlere emanet etmeleridir. Husûsiyetle de sunucu gibi sistemlerle çalışan muhtelif firmaların bu mes’eleye ayrı bir ehemmiyet göstermeleri gerekir. Yüksek performans ile müşterileri celb edeyim derken ya farkında olmadan ya da ‘ işi ucuza kapatayım gerisi mühim değil ‘ diyerekten sunucularına tüketici sınıfı SSD’ler takan firmaların hem kendi ticaretlerini hem de müşterîlerinin verilerini riske attıklarını hatırlatmak isteriz.

 

Kullandıkları katı hâl diskleri işlerini bugüne kadar bir şekilde görmüş olabilir, fakat yukarıda zikredilen menfî hâdiselerden herhangi biriyle ansızın karşılaşılması durumunda diz dövmek için vakit olmayacaktır. En nihayetinde enterprise SSD’ler de bozulmaktadır. Fakat burada vaad edilen bozulmayacak bir SSD değil, diğerlerine kıyasla tepe seviye seyreden çalışma kararlılığıdır.

 

Hızlısını ya da ucuzunu alayım derken eldeki veriden olmamak gerekir. Çünkü istikrârın mevzû bahis olmadığı bir yerde ne performans kalır ne de rahat.