ANKET

Sitemizde En Çok Hangisinin İncelemesini Görmek İstersiniz ?

Dizüstü Bilgisayar - 16 ( 28.07 % )

Ekran Kartı - 10 ( 17.54 % )

RAM - 1 ( 1.75 % )

Intel NUC Mini Bilgisayar - 1 ( 1.75 % )

USB Bellek - 2 ( 3.51 % )

Sadece SSD Yeterli ! - 27 ( 47.37 % )

TÜM ANKETLER

TOPLAM REY : 57

SON TWEETLER

OCZ’nin Tarihi Mercek Altında: Bir Pegasus’un Seyri

Yazar: 29-03-15  0:28
Anahtar kelimeler: , , ,

Katı hâl disklerinin yakın târihine şöyle bir baktığımızda zihnimizde hemen birkaç isim beliriverir. Endüstriye kattığı değerler, SSD üretimine getirdiği yeni tasarımlar ve kullanıcıların gönlünde bıraktığı müsbet ya da menfî izler ile bu isimlerden biri hiç şüphesiz ki OCZ'dir. Tüketici sınıfı katı hâl disklerinin henüz satın alınabilir seviyelere gelmeye başladığı vakitlerde bu sahadaki muazzam potansiyeli erkenden farkedip kolları sıvayan firma, tıpkı devletler misâlinde olduğu gibi kuruluş, gelişme ve çöküş vetireleri yaşayacak, kaderin kendine biçmiş olduğu seneler içerisinde oynadığı roller ile pazarın şekillenmesinde pay sahibi olacaktır.

 

Peki kimdir bu OCZ, işe nasıl başlamıştır, kilometre taşları hangileridir, ürünlerine seçtiği isimler ve kullanmayı sevdiği mizahî dilin tezâhürleri nelerdir, hâlihazırdaki vaziyeti nasıldır ve ileriye dönük hangi çalışmaları planlamaktadır ?

 

OCZ-LogoŞimdi gelin tüm bu suâllere bilgimiz dâhilinde temas edelim ve firma hakkında merak edilen belli başlı hususları iki kısma ayırarak biraz da hikâye tadında siz okuyucularımızın ilgisine sunalım. Makâlemizin ilk bölümü firmanın ürettiği temel bilgisayar donanımları üzerine yoğunlaşırken ikinci bölüm ise OCZ'nin katı hâl diskleri serüvenini konu almaktadır.

 

Birleşik Devletler'in San Jose şehrinde Ryan Petersen tarafından 2000 senesinde kurulan OCZ'nin gerçek mânâda müesseseleşme vetiresi Ram ticareti ile başlamıştır. O günlerin şartlarına baktığımızda bugüne kıyasla epey yavaş gelişen bilgisayar dünyasına emektar SDRam'ler hâkimdir ve firmanın tarafımızca bilinen ilk ürünü de ICE serîsi PC150 modülleridir. SDRam olması hasebiyle işlemci ile an başına tek vuruş üzerinden haberleşebilen bu modüllerin hızı da 150 Mhz'dir.

 

OCZ-ICE-SDRAM-150-

 

OCZ'nin henüz yeni yeni teşekkül ettiği vakitlerde kendine şiar ( slogan ) edindiği felsefe olan ' rakiblerinden her dâim önde ' anlayışı burada da kendini göstermiştir. Ram tedarikçisi firmaların kâhir ekseri üretim bandından çıkan yongaları gelişigüzel şekilde modüle çevirirken OCZ, bellek wafer'larının en verimli köşelerini te'min ederek titizlikle hususîleştirilmiş Ramlerini hazırlayacaktır. Hız aşırtmaya daha müsait olan bu kaliteli yongalar sayesinde kullanıcıya rahat ve yüksek overclock imkânı tanınmış, hâliyle firmanın ismi de bu minvalde yükselmeye başlayacaktır. Kelime bazında ele aldığımızda ' OCZ ' nin açılımı OverClockersZ, yâni Hız Aşırtmacıların Z'si 'dir.

 

 

İlerleyen aylar AMD'nin tam da donanım pazarını salladığı vakitlerdir ve an başına çift vuruş tekniğini ifâde eden DDRam'ler bu dönemde iyice yayılma fırsatı bulur. OCZ de ağırlığını yavaş yavaş bu yöne kaydırır ve yeni modüllerini kullanıcıların beğenisine sunar. Firma işi biraz daha farklı yönlere taşımaya meraklıdır ve hız aşırtma yaparken Ram'lere giden voltajı daha kararlı kılmaya yarayan OCZ DDR Booster isimli hârici bir aparat dâhi çıkarar. Firmanın o aralar birkaç RDRam denemesi de vakî olur.

 

Yaşı müsait okuyucularımızın hatırlayacağı üzere o günlerde ekran kartları arenası da pek hareketlidir. Sene 1999'da TNT, Rage ve Voodoo'lar arasındaki amansız fakat bizlere bir o kadar da tatlı gelen o çekişmeler, Nvidia'nın GeForce serisi GPU'larını duyurmasıyla farklı bir hâl alır. Burada şöyle ufak bir detay vardır; Ge harflerinden kastedilen geometridir ve o güne değin bilgisayar ortamındaki grafiklerin tüm T&L ( Transform and Lightning - Dönüşüm ve Işıklandırma ) işlemleri CPU tarafından hâlledilmekteyken Nvidia, GeForce ile birlikte bu iki uygulamayı yeni grafik işlemcisinin omuzları üzerine yüklemiş ve bu yongaya GPU diyerek endüstride yeni bir sayfa açmıştır. Kendiyle muasır ( çağdaş ) bir Pentium III işlemcisi 10 milyon kadar transistör içerirken bu rakam GeForce'da 23 milyondur. Yâni artık merkezi bir işlemci gibi kullanılabilen GPU'ların atası işte bu GeForce'dur.

 

OCZ-Geforce-II-MX-400Bu gelişmeler üzerinden iki sene geçer ve OCZ ekran kartı pazarına giriş yapar. Firmanın ilk denemesi de GeForce II MX 400 tabanlı 32MB bir modeldir. Kartın soğutucu kısmında Thermaltake'in BlueOrb'u kullanılmış ve Ram'lerin üzerine de serinletici plakalar yerleştirilmiştir. OCZ'nin ikinci tecrübesi ise GeForce III ile olacaktır. Kartın ismi Titan 3'dür ve yine Thermaltake'den hususîleştirişmiş bir soğutucu ile gelmektedir. Referans kartdan biraz daha yüksek saat hızlarıyla gelen bu model ertesinde firma bu pazarda umduğunu bulamadığına kanaât getirir ve çekilir.

 

Hız aşırtmanın mevzu bahis olduğu yerde hususî soğutucular da pek tabii ki en aranılan aparatlar olacaktır. Bu sahaya da girip artık kendi ürünlerini hazırlama kararı alan OCZ işe işlemci soğutucularından başlar. Ertesinde ise ekran kartı ve Ram modülleri için geliştirdiği yeni parçalar gelecektir.

 

İlerleyen vakitlerde DDR2 duyurulur ve destek veren yonga setlerinin yaygınlaşmasıyla endüstride bu yöne doğru geçiş hızlanır. OCZ'nin Ram pazarındaki en parlak devrini bu vetirede yaşayacaktır. Ürünlerinde hususî isimlendirmelere giderek kullanıcıların bilinç altlarına da hitâb etmeyi arzulayan firma işe evvela Gold, Titanium ve Platinium serileri ile ilk adımı atar. Her bir modülün üstüne ismini taşıdığı materyalin rengi bezenmiş soğutucu plakalar takan OCZ bu sayede kullanıcıların ilgisini çekmeyi başarır. Daha sonra Special Ops serisi bellekler ortaya çıkar.

 

OCZ-PowerStream-PSUKuruluşunun üzerinden dört sene kadar geçmiştir ve OCZ'nin kendine yeni pazarlar bulma arzusu giderek kuvvetlenmektedir. Hız aşırtmayı başlı başına bir kültür hâline getirmeye kararlı olan firma, bir duyuru ile PSU pazarına giriş yaptığını beyân ederek 420W, 470W ve 520W beslemelerle gelen yeşil renkli led ışıklandırmalar ile süslenmiş PowerStream serisi güç kaynaklarını gösterir. Bu sahadaki henüz ilk deneme iyi iş çıkaran şirket, muhtelif inceleme sitelerinden bolca ödül toplar ve ardından daha sessiz çalışmasıyla öne çıkan ModStream serisini hazırlar.

 

Sene 2006'da OCZ bu sefer USB bellek işine de girer. Diesel ve Rally ile günlük kullanım hedeflenirken taşınabilirliği daha yüksek olan Roadster serisiyle devamlı gezen tüketicilere yönelinir. O vakitler pazarda yeni yeni teşekkül etmeye başlamış olan suya ve darbelere karşı dayanıklı depolama cihazlarının sayısı artmaktadır ve OCZ'nin buradaki hamlesi ATV serisi olur. Ertesinde Zee ve Spider serileri de gelir. USB II'nin sebeb olduğu performans darboğazından muzdariblere de eSATA portlu Throttle çubuk bellekler sunulur. Firma hattâ bir ara SD kart bile çıkarır. Lâkin taşınabilir bu kartların arkası gelmez ve yola USB çubuklar ile devam edilir. Ve diğer taraftan OCZ, hem kendi markası altında satış yapan hem de pazarın tanınmış firmalarına PSU üreten San Diego merkezli PC Power & Cooling isimli güç kaynağı imalâtçısını bünyesine katar. Aynı senenin ortalarında da firma Londra Borsasına ( AIM ) giriş yapar.

 

OCZ-Flex-Ram-TabloHazırladığı ürünleri mizah ağırlıklı medya çalışmaları ile de destekleyen OCZ bu noktada rakiplerinin hemen hepsine ilham kaynağı olmayı başarmış bir firmadır. Mânâlı afişler hazırlayarak kullanıcılar zihninde kendine özel bir yer edinmeye muvaffak olan OCZ'de hüner çoktur. Bıçak gibi keskinliği ifâde eden Blade, mevzu bahis performans olduğunda önüne geleni biçip geçen Reaper serileri de peş peşe satışa sunulur. Sınırları zorlamayı seven OCZ bir de Flex ismi altında kendinden su soğutma blokları ile gelen bir seriyi çıkarır. Sistemlerinde sıvı soğutma tercih eden kullanıcıların beğenisini kazanan bu seri OCZ'nin rakiblerini de tetikler. Çok geçmeden karşı cepheden Kingston H2O da görünür.

 

Her ne kadar hoş ürünler hazırlasa da OCZ bu pazarda bazen umduğunu da bulamamaktadır. Çünkü, hem üretiminin meşakkâtli olması hem de imalâtçı sayısının bir elin parmağını geçmemesinden ötürü Ram endüstrisinde fiyatlar hep kırılgandır. Bir vakit gelir GB başına sadece 10 dolar kâfi iken bu rakam bazı zamanlarda 15 - 30 doları bulabilmektedir. Bu zikrettiklerimiz yanında OCZ'nin başlıca rakibleri olan Corsair ve G.skill'in de artık eskisine kıyasla daha kaliteli ve mûteber Ram modülleri hazırlamaya başlaması sahadaki çekişmeyi körükler.

 

Zaman içinde DDR3 ortaya çıkar. Yüksek saat hızları yanında artık düşük voltajda çalışma kabiliyeti de aranılan bir özellik hâline gelmiştir. Hususî isimlendirmelere devam eden OCZ bu arada ATi ile anlaşır ve CrossFire Ready sertifikalı modüllerini çıkarır. Hâlbuki ortada dönen bir pazarlama oyunundan başka birşey değildir, yâni bu sertifikaya hâiz Ram'ler olmadan sistemdeki CF düzeneğinin nâkıs ( eksik ) çalışacağı gibi bir durum yoktur. Bu Ram'ler bir şekilde tutunca bu sefer Nvidia'nın kapısı çalınır ve SLI Ready etiketli modüller de raflardaki yerini alır.

 

AMD'nin çarpan kilidi açık işlemcilerine ithâfen bir de AMD Black Edition Ram'ler çıkarılır. Reaper serisini de birkaç güncellemeye tâbii tutan OCZ, Blade ismi altında 7-8-7 gecikme süreli 2000 Mhz'de çalışan modüllerini de duyurur.

 

Bu sırada ekran kartı pazarında rekabet sahası daralmış fakat şiddetini artırarak devam etmektedir. Nvidia tarafında işler yolunda gitmekte ve aradan geçen birkaç yıl ertesinde tekrar bir sıçrama yapma fırsatı yakalanmıştır. Firmanın çıkardığı 8800GT modeli o günün şartlarında yüksek performansı makûl fiyatla birleştirmiş ve kullanıcıların büyük teveccühüne mazhâr olmuştur. Hattâ öyle ki, Nvidia'nın CEO koltuğunda oturan Jen Hsun Huang, katıldığı bir televizyon programının sonlarına doğru sunucunun, Huang'ın önünde duran çubuğa sarılmış kumaş parçasını göstererek onun ne olduğunu sorması üzerine Nvidia patronu: '' Rakibinizin eline verebileceğiniz beyaz bir bayrak ' diyerekten gülümser.

 

OCZ-8800-GTXBu hengâmda ekran kartı pazarını bir yoklamak isteyen OCZ, 2007 senesinde 8800GTX tabanlı bir model çıkarır. Kart, muhtelif inceleme sitelerine gider, aynı kategoride yer alan rakibleri ile yarışır ve orta ile üst sınır arasında bir noktaya yerleşir. Lâkin dişe dokunur bir ödül alamaz. O vakitler marka bazında yeterince doygun olan pazar sebebiyle OCZ umduğunu yine bulamaz. Bu teşebbüs, firmanın ekran kartı pazarındaki son girişimi olacaktır.

 

OCZ'nin hedef kitlesi arasında pek tabii ki oyuncular mühim bir kısmı teşkîl etmekteydi ve firmanın bu yönde hususîleştirilmiş ürünler hazırlamaması düşünülemezdi. Katıldığı oyun turnuvalarında birincilikler elde ederek ismini duyuran Jonathan Wendel, nâm-ı diğer Fatal1ty ile bir te'lif antlaşması yapan firma, muhtelif Ram modülleri yanında güç kaynaklarını kırmızı siyah renk tonlarına uyarlayarak Fatal1ty serisi altında pazarlamaya başlar.

 

Fakat OCZ'nin Ram pazarındaki işleri artık yavaşlamıştır ve eskisi gibi tat vermemektedir. Rakibleri arasında vukû bulan iki Ghz hız bariyerini aşabilen DDR3 modül yarışından geri kalmamak adına OCZ de Gold serisini ufakca bir elden geçirir ve 2133 Mhz frekansıyla kullanıcıların beğenisine sunar. Lâkin atı alan Üsküdar'ı geçmiştir. Dram endüstrisinde birkaç sene boyunca hâsıl olan boğucu dalgalanmalardan sıyrılarak kurtulmayı başaran Corsair ve G.skill ikilisi hız aşırtılmış Ram pazarını aralarında paylaşırken Kingston da sistem üreticilerinin vaz geçilmez ortağı hâline gelmiştir.

 

Hülâsa, OCZ artık bir yol ayrımına geldiğini farkeder ve önünde tercih edebileceği pek bir seçenek de kalmamıştır..

 

 

Ticarî Serüveninde İlk Adım